Günün her anında her mekanında aradığımız lezzetli olmasa da bulduğumuz lezzetlisini bulduğumuzda tadına doyamadığımız vazgeçilmezimizdir,Çay.
Bugüne kadar içtiğim çayın haddi hesabını yapmaya kalksam yapamam yapmama da gerek yok ama bu yazıyı yazmaya karar verdikten sonraki her içtiğim çayda çay hakkında öğrendiklerimi hatırlayıp "Çayı yaratan Allah'a hamd olsun." diyorum.Bunlardan bir kısmının bu yazımda sizlere anlatmaya çalışacağım.Tarihiyle başlayıp dünyayanın farklı yerlerine ve Türkiye'ye nasıl geldiğini anlattıktan sonra bazı istatistikler verip susacağım.Elbette araştırmalarım ve deneylerim sonucu lezzetli çay nasıl demlenir? sorusunu cevabını da yazmadan olmaz.
Şu efsaneyi hepiniz muhakkak duymuşsunuzdur. Çin imparatorlarından biri kaynar su kazanının içine düşen çay yaprağının çevreye verdiği kokuyu çok beğenir ve bu karışımı tatmak ister.Tattıktan sonra kendini zinde ve mutlu hisseder.Bu olay bin iki bin yıllık bir olay değil tahminlere göre beş bin yıllık bir olay.Sağlık ve mutluluğu çayda bulan çinli kardeşlerimiz ilerleyen yıllarda( M.S 9.yy :) ) çay için bir de kitap oluştururlar.Çayın icat ediliş efsanesinin kaynağı olarak da bu kitap gösterilir.Ben efsaneye "ooo eşek ölecek,ters dönecek,yüzü güneş görecek" deyip çayın icat edilişini kendi zihnimde bulanık bırakıyorum.
"Çay Kitabı" çayın tarihini bulanık bırakmasına rağmen çayın ekilmesi,biçilmesi,demlenmesi hakkında da bilgi vermekteydi.Bu sayede diğer ülkelere yayılması kolaylaşmıştı.Doğudaki bu lezzeti keşfeden İngilizler bu lezzeti batıya taşımak istemişlerdir.İngilizlerin 17.yy'da çayın varlığından haberdar olduğu bilinmektedir.Çayı benimseyen İngilizler meşhur Seylan'da çay bahçeleri kurup ta Seylan'dan Avrupa yelkenlilerle çay taşımıştır.Çay böylece Avrupa'ya yayılmış olur.
Peki ya bizim ülkemiz?
Bizim coğrafyamıza ise çayla 18.yy 'da tanışıyor.Osmanlı Devleti ile ilişkileri iyi olan Japonya'dan alınan çay tohumları cografyamıza getiriliyor.
Alınan tohumlar ekiliyor fakat uygun koşullar sağlanamadığı için bu denemeler olumsuz sonuçlanıyor.1917 yılına kadar çay dışarıdan alınmaktaydı 1917 yılında "Çayın Babası" olarak bilinen Ziraatçi Ali Rıza Ekten Bey bu durumla alakalı bir rapor hazırlıyor ve uygun şartların Rize civarında sağlanabileceğini söylüyor.Devlet çay üretilmesi ile alakalı yasa çıkartarak çay üretimine başlıyor.Çay ülkemize geç gelmesine rağmen kişi başı çay tüketim sırasında 4. sırada yer almaktadır.
ÜLKELERE GÖRE YILLIK KİŞİ BAŞI ÇAY TÜKETİM SIRASI
*İrlanda: 3.17 kg
*Kuveyt:2.66 kg
*İngiltere: 2.46 kg
*Türkiye: 2.36 kg
*Katar: 2.00
(Gördüğünüz gibi Çin yok bende çok şaşırdım.),
Lezzetli çay nasıl demlenir?
*Demlemede kireçsiz su kullanılarak su iyice kaynatılmalı vedem için porselen demlik tercih edilmeli
*Boş demliğe konan dökülen kaynar suyun üzerine her bardakiçin 2 çay kaşığı çay ekleyin.
(15 bardak için hazırlancak demlik için iki çorba kaşığıkadar)
*Demlik çaydanlığın su bölümünün üzerine konulara kısıkateşte 10 dk. Demlenmeli
*Demlenen çay 30 dk. içinde tüketilmeli aksi takdirde çayın tadı değişecektir.
At pazarındaki amcanın kahvesi büyük-küçük aynı para
At pazarındaki amcanın kahvesi büyük-küçük aynı para
Çayla alakalı o kadar çok şey araştırdım ki yazıya sığmadı ayrıca çayım da bitti.Bu yazıyı çay içerek yazdım umarım okuduktan sonra çayın gelir çay içersin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder